Ölçü bilgisi : 25 x 26 cm
Teknik / Malzeme : Hematit, Yeşil Granit, Mercan, Lav Taşı, Kayrak Taşı, Tibet Akik, Lapis Lazuli, Oniks, Seramik, Cam Mozaik
“MOZAİK SERİSİ - TAŞLARIN HAFIZASI”

Mozaik Serisi, ritüel hafızanın, kültürel iz sistemlerinin ve sembolik biçimlerin çağdaş bir yüzey diliyle yeniden yorumlandığı çok katmanlı bir araştırma alanı olarak kurgulanmıştır.

Parçaların bir araya gelişindeki ritmik düzen, kültürel sürekliliği ve kolektif yapıyı görünür kılarken; her bir fragman, belleğin kırılgan ama kalıcı izlerini somutlaştıran bir taşıyıcıya dönüşür.

Seri boyunca kullanılan dairesel, çizgisel ve merkezî kompozisyon yapıları; hem maddesel hem de düşünsel düzeyde izleyiciyi ritüel bir mekânın eşiğinde tutar. Bu yüzeyler, ayrılık ile birlik, sessizlik ile titreşim, parçalanma ile bütünleşme arasındaki gerilimleri aynı anda barındıran bir düşünsel alan yaratır.

Malzemenin dokusal direnci, zamanın katmanlarını hatırlatan doğal taşlar, cam mozaikler, seramik parçaları ve pigment katkılı harç; yüzeyde hem arkeolojik bir derinlik hem de kültürel bir yankı oluşturur. Her mozaik, parçaların arasındaki ince sınırları bir “geçiş bölgesi” olarak kullanarak kültürler arası akışın, hafıza sürekliliğinin ve sembolik dönüşümün izlerini taşır.

Bu yaklaşım, seriyi yalnızca bir teknik uygulama olmaktan çıkarır; onu, ritüel izlerin güncel bir yorumla yeniden bedenlendiği, düşünsel ve sezgisel bir görsel hafıza alanına dönüştürür.

Sanatçının Teknik ve Malzeme Yaklaşımı
Sanatçı, Mozaik Serisi’nde yüzeyin ritüel hafızayı taşıyan bir alan olarak yeniden yorumlanabilmesi için yaş harç tekniğini (wet set mosaic technique) temel bir ifade diline dönüştürür. Bu yöntem, mozaik yüzeyini yalnızca bir kompozisyon düzlemi olmaktan çıkarıp bir hafıza zemini, bir iz taşıyıcısı hâline getirir.

Taşların, seramik parçalarının ve organik fragmanların henüz ıslak harca doğrudan yerleştirilmesi, yüzeyde hem arkeolojik bir katman hissi yaratır hem de parçaların zaman içinde doğal bir bütünlükle kaynaşmasını sağlar. Bu yerleştirme biçimi, malzemenin kendi hafızasını yüzeye taşımasına olanak verir.

Lapis lazuli, derin ultramarin tonuyla yüzeye tarihsel ve mitolojik bir yoğunluk kazandırır. Hematit, metalik parlaklığıyla kompozisyona ağırlık ve denge katar; topraklayıcı yapısı sayesinde yüzeyde sakin ama güçlü bir odak oluşturur.

Akik, bantlı yapısı sayesinde eşik, geçiş ve akış etkilerini güçlendirir.
Tibet akik, kültürel iz sistemlerini çağrıştıran göz motifine yakın dokusuyla ritüel bir vurgu üretir.
Yeşil granit, yoğun ve ağır yapısıyla mozaiklere dengeli, sabit bir odak alanı ekler.
Mermer, damar yapısı ve pürüzsüz yüzeyiyle klasik bir süreklilik ve zarafet hissi oluşturur.
Lav taşı, gözenekli volkanik dokusuyla yüzeyde dramatik bir hava ve doğal bir nefes aralığı açar.
Gargalak (deniz tarafından aşınmış kiremit/kil parçaları), sıcak tonları ve insan yapımı–doğal dönüşümün birleşik izleriyle mozaik yüzeyine melez bir tarih duygusu taşır.
Mercan, kırmızı tonları ve organik yapısıyla kompozisyonda canlılık–kırılganlık ikiliğini görünür kılar.
Kayrak taşı, tabakalı yapısıyla jeolojik zamanın yavaş katmanlarını hatırlatır.
El yapımı seramik parçaları, kültürel fragman estetiğini güçlendirerek yüzeye insan elinin izini kaydeder.

Sanatçı; tüm bu malzemelerin yalnızca estetik bir çeşitlilik oluşturmasından öte, birbirleriyle kurdukları ilişkide farklı dönemleri, coğrafyaları ve kültürel katmanları aynı yüzeyde buluşturmayı amaçlar. Bu yaklaşım, mozaik uygulamasını teknik bir işlem olmaktan çıkarır; malzemenin kökeni, dokusu ve sembolik yükü üzerinden gelişen imgesel ve çok katmanlı bir hafıza çalışmasına dönüşür.

← Geri Dön